Audi PPF kaplama, aracın orijinal boyası üzerine uygulanan şeffaf, esnek ve kendini yenileyebilen bir poliüretan (TPU) film ile boya yüzeyini fiziksel darbelere karşı yalıtma işlemidir. Bu film, boyanın rengini veya dokusunu değiştirmez; sadece dış etkenlerin doğrudan clear coat (vernik) tabakasına temas etmesini engeller.

Audi modellerinde kullanılan su bazlı fabrika boyaları, estetik derinlik açısından oldukça başarılıdır ancak vernik kalınlıkları ortalama 40-50 mikron seviyesindedir. Bu incelik, otoyol koşullarında sekmesi olası bir taşın ilk temasta boyaya kadar inmesi anlamına gelir.
Aracımı Yenile uzmanları olarak sahada en sık karşılaştığımız tablo şudur: 20.000 km’yi geçmiş, koruma uygulanmamış bir Audi’nin kaputunun ilk 40 santimetrelik bölümü, çıplak gözle görülmeyen ancak yakın incelemede fark edilen onlarca mikro sıçrama izi taşır.
Kaliteli bir PPF filmi genellikle üç katmandan oluşur: alt tarafta akrilik yapıştırıcı, ortada esnek TPU gövde ve en üstte hidrofobik özellik taşıyan elastomerik üst katman. Toplam kalınlık çoğunlukla 150-200 mikron bandındadır.
Burada dürüst olmak gerekir: PPF, aracınızı zırhlı bir kasaya dönüştürmez. Yüksek hızda gelen keskin bir çakıl taşı filmi de delebilir. PPF’in görevi, düşük ve orta şiddetli darbelerin enerjisini emerek boyaya ulaşmasını büyük ölçüde engellemektir. Bu farkı baştan bilmek, doğru beklenti kurmanın ilk adımıdır.
Audi A3 PPF kaplama talep eden müşterilerimizin büyük kısmı, aracı günlük şehir içi kullanımda değerlendiren sürücülerdir. A3’ün kompakt gövde yapısı ve alçak ön tampon tasarımı, yol seviyesine yakın bölgelerin daha fazla kirlilik ve sıçrama almasına neden olur.
Şehir içi kullanımda en çok yıpranan noktalar; ön tampon alt eteği, kapı kolu çevresi ve arka tampon üst yüzeyidir. Özellikle bagaj yüklerken tampon üzerine sürtünen çanta ve poşetler, zamanla belirgin kılcal çizik kümeleri oluşturur.
A3 sahipleri için genellikle şu paketleri öneriyoruz:
Bir örnek üzerinden gidelim: Kapalı otoparkı olmayan, aracını sokakta bırakan bir A3 kullanıcısında en sık gördüğümüz hasar, dar park alanlarında kapı kenarına gelen temaslardır. Kapı kenarlarına uygulanan ince şeritler, bu tip günlük temaslarda boyanın soyulmasını önemli ölçüde azaltır.
Audi A6 PPF kaplama ise tamamen farklı bir kullanım profiline hitap eder. A6 kullanıcılarının önemli bir bölümü şehirlerarası yolu yoğun kullanan, yüksek kilometre yapan sürücülerdir. Bu da riskin ağırlık merkezini şehir içi temaslardan otoyol kaynaklı sıçrama hasarlarına kaydırır.
Varsayımsal ama sahada birebir karşılığı olan bir senaryo: Ankara–İstanbul hattını haftada bir kez kullanan bir A6 sürücüsü, yılda yaklaşık 45.000 km yol yapar. Bu mesafenin büyük bölümü 110-120 km/s bandında geçtiğinde, öndeki araçların lastiklerinden savrulan çakıl parçacıkları kaputa ciddi bir kinetik enerjiyle çarpar.
Bu profildeki araçlarda, kaputun yalnızca yarısını kaplamak çoğu zaman yetersiz kalır. Yüksek hızda sıçrayan parçacıklar kaputun ortasına, hatta ön cam alt bandına kadar ulaşabilir. Bu nedenle A6 gibi uzun yol araçlarında tam kaput ve tam çamurluk kaplamasını öneriyoruz.
A6’nın geniş kapı panelleri ve uzun yan yüzeyleri, tam gövde kaplamada film eklerinin doğru planlanmasını da zorunlu kılar. Panel kenarlarına doğru yapılmayan bir kesim, birkaç ay içinde kenar kalkması olarak kendini gösterir.
Koruma kararını doğru vermek için önce tehdidi tanımak gerekir. Aracımı Yenile olarak atölyeye gelen araçlarda tespit ettiğimiz hasarların neredeyse tamamı şu dört başlıkta toplanır:
PPF, ilk üç maddede fiziksel bariyer, dördüncü maddede ise kendini yenileme (self-healing) özelliğiyle avantaj sağlar. Film yüzeyindeki yüzeysel kılcal çizikler, sıcaklık etkisiyle (güneş veya ılık su) moleküler yapının geri toparlanması sayesinde büyük ölçüde kaybolur.
Filmin üst katmanındaki elastomerik polimerler, “şekil hafızası” olan bir yapıya sahiptir. Yüzeyde oluşan mikron seviyesindeki bir deformasyon, ısı ile birlikte polimer zincirlerinin ilk konumuna dönmesiyle giderilir.
Ancak burada da abartıya kaçmamak gerekir: Bu özellik yalnızca yüzeysel kılcal çizikler için geçerlidir. Filmi kesen derin bir çizik veya anahtar darbesi geri dönmez; o bölgedeki panelin filmi yenilenmelidir.
Filmin performansı, malzeme kalitesi kadar işçiliğe bağlıdır. Aynı marka film, hatalı bir hazırlıkla uygulandığında altı ay içinde sararabilir veya kenarlarından kalkabilir. Uyguladığımız standart süreç şu şekildedir:
Boya kalınlığı ölçümü adımı, özellikle ikinci el alınan Audi’lerde kritiktir. Daha önce boyanmış bir panel üzerine yapılan uygulamada, filmin sökümü sırasında zayıf boyanın kalkma riski bulunur. Bu durumu müşterilerimize işlem öncesinde açıkça bildiririz.
Evet ve aslında en verimli kombinasyon budur. PPF fiziksel darbe koruması sağlarken, üzerine uygulanan SiO2 esaslı seramik kaplama kimyasal koruma ve hidrofobik etki katar.
Seramik kaplamanın oluşturduğu su itici yüzey sayesinde film üzerinde kir tutunması azalır, yıkama süresi kısalır ve filmin zamanla matlaşma eğilimi geciktirilir. Uzun yol yapan A6 kullanıcılarında bu ikili, böcek kalıntılarının temizliğini de belirgin şekilde kolaylaştırır.
PPF bakım gerektirmeyen bir ürün değildir. Düzenli bakımla ilk günkü şeffaflığını uzun süre korur, ihmal edildiğinde ise beklenenden erken yorulur.
Kaliteli TPU esaslı filmler, doğru uygulama ve düzenli bakımla ortalama 5-10 yıl performans gösterir. Süre; aracın açık alanda mı kapalı otoparkta mı tutulduğuna, yıllık kilometreye ve yıkama alışkanlıklarına göre değişir.
Hayır. Ağırlıklı şehir içi kullanılan bir A3 için ön kısım paketi ve temas bölgeleri çoğu zaman yeterli koruma sağlar. Tam gövde kaplama, aracı uzun yıllar sıfır ayarında tutmak isteyen veya yüksek kilometre yapan kullanıcılar için önerilir.
Orijinal fabrika boyası sağlamsa, film kontrollü ısı uygulanarak boyaya zarar vermeden sökülebilir. Ancak daha önce boyanmış veya boya tutunması zayıf panellerde risk bulunur; bu nedenle uygulama öncesi mikron ölçümü yapılması gerekir.
Uygulamadan sonra en az 7 gün beklenmelidir. Bu süre, film altındaki kaydırıcı solüsyonun buharlaşması ve akrilik yapıştırıcının tam tutunması için gereklidir.
Standart şeffaf filmler rengi değiştirmez, aksine parlaklığı bir miktar derinleştirir. Mat görünüm isteyen kullanıcılar için mat yüzeyli PPF seçenekleri de mevcuttur; bu tercih ruhsat işlemleri açısından ayrıca değerlendirilmelidir.